Kuranı Kerim

“123. Göklerin ve yerin gaybını bilmek Allah’a mahsustur. Bütün işler ona döndürülür. Öyle ise ona kulluk et ve ona tevekkül et. Rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir. YUSUf suresi”


puce"Dinimiz alay konusu olamaz!

"Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine Kitap verilenlerden (ehl-i kitap) dininizi alay ve oyun konusu edinenleri ve kafirleri dost edinmeyin. eğer müminler iseniz Allah'tan korkun".
 

(Mâide (5)/57)


Dinimiz, imanımız, ibadetlerimiz, değerlerimiz, haram kabul ettiklerimiz, hürmete lâyık gördüklerimiz ve "bizim saydıklarımızla alay hakkı; kimseye tanınmamıştır. Bunların ehl-i kitap olması hükmü değiştirmez. Küfrün ve kâfirin her türlüsü de bu yasak kapsamındadır. İnanmayabilirler, ancak İslâmı alay ve eğlence konusu yapamazlar. Bu ilâhi yasağı çiğneyenlerle de; Müslümanlar dostluk kuramazlar.

Mukaddesâtı ile alay edilenlerin yılışarak: "Olsun, yine de sizi seviyoruz ve dostuz" gibi; din dışılıkları ile ve onursuzlukları kabullenilemez.

Siyasi ve ticari maksatlı "dostluk" ifadeleri; takıyye ve menfaat dostlukları olup, İlahi yasak kapsamının dışındadır.

Din, bir Müslüman için hayatın tamamına şâmil bir olgudur. Dolayısıyla dinin alay konusu edilmesinden, doğrudan İslâm'la alay edilmesini düşünmemelidir. Bir Müslüman, hayatın her safhasında Müslüman kimliği ile yer almaya mecbur olduğundan, onun bütün düşünce ve davranışlarına karşı alaycı ve küçültücü bir yaklaşımı sergileyenlerin tamamı, dostluk yapılamayacak kimseler olmaktadır.

Sözgelişi; müslümanın Şer'i ölçülere uygun bir kıyafetle deniz girişini; alay ve aşağılama konusu yapanlar, doğrudan gibi görünmese de, gerçekte Allah'ın dini ile istihza/alay etmiş olmaktadırlar. Kur'an'da yasaklanmış durumdadır. Dostluk deyince; sıkı münasebet, teslimiyetçiliğe uzanan bir sevgi ve itimad hemen ilk nazarda hatıra gelir. Bu durumda şuurlu bir müslümanın, İslâmi hayat tarzına cephe almış bir tv kanalını seyr etmesi, böyle bir gazate ve tergiyi takip etmesi; reyting ve tiraj desteği vermek olacağından bu da bir tür dostluktır ve yasaktır.

Prof. Dr. Osman ÖZTÜRK