Koku kullanması, konuşması gülümsemesi, uykusu, mühürü, oturuşu

Hz. Peygamber (s.a.v.) rengi görünmeyen ve başkalarını rahatsız edecek derecede ağır olmayan güzel kokular ikram edilince severek kullanır, reyhan çiçeği gibi güzel kokulu çiçekler ikram edilince de geri çevirmezdi. Koku kullanması konusunda sahabenin rivayetleri vardır. Yine ashâb-ı kiramın nakline göre Hz. Peygamber (s.a.v.)'in mübarek bedeni ve teri Yunus Emre'nin "Gül Muhammed teridir" mısrasında kastettiği mânâya uygun bir şekilde güzel bir koku gibi kokuyordu.

Hz. Aişe'nin bildirdiğine göre Hz. Peygamber (s.a.v.)
yavaş yavaş konuşur, her sözün arasını ayırt ederdi, hatta dinleyen onu ezberleyebilirdi. Çok çok iyi anlaşılması gereken sözleri üçer defa tekrarlardı. Böylece dinleyenler arasında konuyu anlamayan kalmazdı.

Peygamberimiz (s.a.v.) konuşurken muhattabının akıl ve anlayış seviyesini gözetirdi. Hz. Aişe diyor ki: "Resûlüllah (s.a.v.) sözü, sizin birbirinize zincirlediğiniz gibi oyalayarak söylemek itiyadında değildi. O sözü, ayıra ayıra söylerdi, dinleyenlerin gönüllerine sinerdi."

Cabir b. Semure (r.a.)'dan rivayete göre Hz. Peyhamber (s.a.v.) rahatsız edici ölçüye varan aşırılıkta gülmezdi. Onun gülmesi tebessümdü. Hind b. Ebi Hale'nin verdiği bilgiye göre, Peygamberimiz (s.a.v.) her tebessüm edişinde dişleri inci tanesi gibi görünürdü. Abdullah b. Haris Hazretleri de Peygamberimiz (s.a.v.)'in sevimliliğini ve güler yüzlülüğünü şöyle anlatır: "Resûlüllah'tan daha çok tebessüm eden kimse görmedim"

Peygamberimiz (s.a.v.) sağ tarafına, sağ yanı üzere yatarak uyurdu ve şu duayı yapardı: "Ya Rabbi! Beni, kullarını tekrar dirilteceğin günde azabından koru!"

Yatarken şu dualardan birini yaptığı da söylenir: "Allah'ım Senin adınla uyur, senin adınla uyanırım." "Allah'a hamd olsun. Bize yedirdi, içirdi, ihtiyaçlarımızı giderdi, evlerimize sığındırdı. Nice yaratıklar vardır ki, istedikleri ölçüde yiyecek içecekleri ve akşam olunca barınacak meskenleri yoktur."

Uykudan uyandığında ise şöyle dua ederdi: "Allah'a hamdolsun ki, bizi uyuttuktan sonra uyandırdı. dönüş O'nadır."

Hz. Peygamber (s.a.v.) komşu devlet hükümdarlarına göndermiş olduğu mektupların altını mühürlemek gayesiyle üzerinde üç satırda "Muhammed Resûlüllah"
yazılı bir mühür kullanmaktaydı. Yazı akik taşı üzerine işlenmiş olup mühürün maddesi gümüştendi. Yüzük şeklinde işlenmiş olup Peygamberimiz (s.a.v.) parmağına takıyordu. Yazdırdığı resmî evrakı mühürlemek için parmağından çıkarır, mühürlediken sonra tekrar takardı.

Sahâbe-i Kiram'ın anlattığına göre Hz. Peygamber (s.a.v.) vakar ve teenni üzere sanki iniş aşağı vuruyormuş gibi dikkatle yürürdü. Ayaklarını yere sürtmez, sürüyerek gürültü çıkarmazdı. Gereksiz yere güçlük verecek tarzda sür'atli yürümekten de kaçınırdı.

Diz üstü oturur, bağdaş kurar, bazen da uyluklarını karnına çekip ellerini dizlerinin üstüne bağlardı. Sırtüstü istiharat ederken edep mahallinin açılmamasına özen gösterirdi. Otururken -yemek yeme durumu hariç- sağ veya sol tarafına yastık koyup dayanırdı. Yemekte bundan kaçınmasının sebebi bu tür oturuşun gurur ve kibir işareti sayılmasıydı. Peygamberimiz (s.a.v.) gururlu değil aksine mütevazi idi.

Tecrid, IX,278/1463.

Tecrid, IX, 277/1462; îbn Sa'd, Tabakât, I, 372 d.

 

Not; Bu bilgi; Peygamberimizin Şemaili Ahlâk ve  Âdâbı (S.A.V) Adlı Kitapdan yazılmıştır.

Kitap Yazarı; Prof. Dr. Hüseyin ALGÜL