İnsanların kalbini kazanması...

Buhârî'de naklolunduğuna göre Hz. Peygamber (s.a.s) Necd tarafına bir askerî birlik göndermiş, bölgede yürütülen askerî harekât neticesinde Benu Hanife'den Sümame B. Asal adlı biri esir alınarak Medine'ye getirilmiş ve Mescidin direklerinden birine bağlanmıştı. Rasûlullah (s.a.s) Mescide çıktığında: "Ey Sümame, gönlünden ne geçiriyorsun?" diye sordu. Sümame şu cevabı verdi: "Gönlümde hayır ümidi var ey Muhammed! Şayet sen beni öldürürsen kanlı bir caniyi öldürmüş olursun, eğer kurtuluş akçesi için mal istersen, ne kadar istersen veririm!"

 

Peygamberimiz (s.a.s), ona Müslüman olmasını söyledi, fakat Müslüman olmadı. İkinci ve üçüncü gün de böyle devam etti. Karşılıklı sorular cevaplar tarzında konuşmalar oldu, fakat Sümame bir türlü Müslüman olmaya yanaşmıyordu.

 

Rasûlullâh (s.a.s) bir süre daha geçince Sümame'nin salıverilmesini ashabına emretti. Böylece Sümame hiç bir karşılık alınmaksızın salıverildi. Acaba Sümame ne yapacaktı? Herkes bunu merak ediyordu. Çoğu kimsenin memleketine döneceğini sandığı bir sırada Sümame, yıkanıp temizlenmiş olarak Peygamberimiz (s.a.s)'in huzuruna geldi, Müslüman olarak şöyle dedi:

"Ey Muhammed! Vallahi şu yer üzerinde bana senin yüzünden daha düşman bir yüz yoktu. Fakat bu sabah, senin mübarek siman bana, yüzlerin en sevimlisi göründü. Vallahi ben dinler için de en çok senin dinine düşmandım. Fakat bu sabah senin dinin bana göre dinlerin en sevimlisidir. Vallahi ben memleketler arasında en çok senin şehrinden nefret ediyordum. Fakat bu sabah, senin içinde bulunduğun şehir bana göre şehirlerin en sevimlisidir."

 

İbn Hişam'ın "es-Siretü'n Nebeviyye" adlı eserinde şu bilgiler yer alıyor: Müslüman oldukdan sonra da Sümame'ye yemek çıkarıldı, sabah akşam deve sütü ikram edildi. Daha düne kadar hepsinin yiyip içtiği halde doymaz gibi davranan Sümame'ye bugün aynı miktar yemek ve sütün fazla gelmiş olması, sahabeyi hayrette bıraktı. Hz. Peygamber (s.a.s) şu yorumla sahabenin merakını giderdi.

 

"Bunda şaşılacak bir şey yok! inkârcı hiç doymayacakmış gibi, sanki yedi ağzı ve yedi midesi varmış gibi yer. Müslüman ise aç gözlü değildir, o bir ağzı ve bir midesi olduğunun farkındadır."

 

Birkaç gün sonra Sümame, Rasulullâh (s.a.s)'in tavsiyesi üzerine umre için Mekke'ye gitti. Mekke ileri gelenleri, İslam'a girdiği için onu kınamak isterlerse de o aldırış etmez, umre ziyaretini tamamlar. Ancak müşriklerin bu tavırlarına kızarak memleketine dönünce Mekkeliler için çok önemli olan buğday sarfiyatını durdurur. Yani Mekkelilere ambargo koyar.

 

Bunun üzerine Mekkeliler Hz. Peygamber (s.a.s)'e mektup yazarlar, İslamiyet'in akraba ve sıla-i rahim konusundaki emirlerini de hatırlatarak zahire sevkiyatının tekrar başlatılmasını isterler. Peygamberimiz (s.a.s) Hz. Sümame'ye mektup gönderir. Böylece Yemame bölgesinden Mekke'ye zahire sevkiyatı tekrar başlamış olur.

 

Bu olaydan anlıyoruz ki, Peygamberimiz (s.a.s), bir insanı İslam'a kazandırmayı dünya içindeki her şeyden daha kıymetli tutmaktadır. Ayrıca henüz Müslüman olmadıkları halde Mekkelilere zahire sevkiyatını başlatması ve insafı elden bırakmaması da dikkati çekmektedir."67

 

67 Tecrid, X, 374 vd./1647; İbn Hişam, es-Sire IV, 287 vd.

 

Not; Bu bilgi; Peygamberimizin Şemaili Ahlâk ve  Âdâbı (S.A.V) Adlı Kitapdan yazılmıştır.

Kitap Yazarı; Prof. Dr. Hüseyin ALGÜL