PEYGAMBERİMİZİN YENİ EVLİLİKLERİ
Peygamberimizin Hz. Hafsa ile Evlenmesi
Hicretin 3.senesi, Şaban ayı.
Uhud savaşından iki ay kadar önceydi. Peygamber Efendimiz, Hz. Ömer'in kızı Hz.
Hafsa ile evlendi.
Resûl-i Ekrem Efendimize Peygamberlik vazifesi verilmeden önce dünyaya gelen Hz.
Hafsa, daha önce Huneys bin Huzâfe (r.a.) ile evlenmişti. Huneys vefat edince Hz.
Hafsa dul kalmıştı.547
Hz. Ömer, kızını evvelâ münasip bir dille Hz. Osman'a ondan müsbet cevap
alamayınca da Hz. Ebû Bekir Efendimiz vermek istemişti. Ancak Hz. Ebû Bekir onun
bu isteğine müsbet ve menfi hiçbir cevap vermemişti.
Bu durum karşısında çok üzülen Hz. Ömer, Resûl-i Ekrem Efendimize (a.s.m.)
giderek olup bitenleri anlattı. Hz. Ömer'in gönülden arzusunu farkeden Peygamber
Efendimiz (a.s.m.), kendisini daha fazla üzüntü içinde bırakmak istemedi.
"Ben, sana Osman'dan daha hayırlı bir damat, Osman'a da senden daha hayırlı bir
kayınpeder söyleyeyim mi?" diye sordu. Hz. Ömer, "Söyleyin yâ Resûlallah"
deyince Resûl-i Ekrem şu müjdeyi verdi:
"Sen kızın Hafsa'yı bana nikâhlarsın. Ben de kızım Ümmü Gülsüm'ü Osman'a
nikâhlarım."548
Hz. Ömer'i bu teklif fazlasıyla sevindirdi ve derhal kabul etti. Böylece
Peygamber Efendimiz, Hz. Hafsa'yı Ezvac-ı Tahirât arasına alırken, kızı Hz. Ümmü
Gülsüm'ü de Hz. Osman'a nikâhladı. Hz. Osman, daha önce de, Peygamberimizin
vefât eden kızı Hz. Rukiyye ile evli idi. Hz. Ümmü Gülsüm ile evlenince
kendisine "Zinnureyn (iki nur sahibi)" lâkâbı verildi.
Peygamberimiz, Huzeyme kızı Hz. Zeyneb'le Evleniyor.
Huzeyme kızı Hz. Zeyneb'in kocası Ubeyde bin Hâris Bedir Muharebesinde
yaralanmış ve bu yaranın neticesi olarak Safrâ denilen mevkide vefât etmişti. Bu
sebeple Hz. Zeyneb dul kalmıştı.
Resûl-i Ekrem Efendimiz, kocasını İ'lâ-yı Kelimetûllah uğrunda şehid veren bu
muhterem kadını Hicretin üçüncü senesi Ramazan ayında zevceliğe alarak
şereflendirdi.
Hz. Zeyneb fakirleri ve yoksulları beslediği, onlara çok acıyıp merhamet ettiği
için "Ümmü'l-Mesâkin (Yoksullar Annesi)" diye tanınırdı.
Hz. Zeynep, Peygamber Efendimizin yanında üç ay kaldıktan sonra 30 yaşında iken
vefât etti. Cenaze namazını bizzat Resûl-i Kibriya Efendimiz kıldırdı. Bakî
mezarlığına defnedildi.549
Hz. Hasan'ın Dünyaya Gelişi
Hicretin bu üçüncü yılında Resûl-i Ekrem Efendimizi sevindiren bir hâdise daha
vuku buldu: Torunu Hz. Hasan dünyaya geldi. Hz. Hasan, Peygamberime torunları
arasında kendisine en çok benzeyeni idi. Bu sebeple annesi Hz. Fâtıma onu
severken, "Resûlallaha benzeyen yavrum" derdi.550
Nebiyy-i Muhterem Efendimiz, torunları Hz. Hasan ile Hüseyin'i son derece
severdi. Onları zaman zaman omuzlarına alır taşır ve "Onlar benim dünyada öpüp
kokladığım iki reyhanımdır (güzel kokan bir çiçek, fesleğen)"551 buyururdu.
Yine Hz. Hasan'ı zaman zaman omuzuna alır, gezdirir ve "Allah'ım! Ben onu
seviyorum. Sen de sev! Onu seveni de sev!" 552 diye duâ ederdi.
547. Tabakât, 8/81
548. A.g.e., 8/82-83
549. Sîre, 4/296-297; Tabakât, 8/115; İstiâb, 4/1853
550. Müsned, 6/283
551. Tirmizi, 5/323
552. Buharî, 4/217