PEYGAMBERİMİZİN, HÜKÜMDARLARI İSLÂMA DÂVETİ
Peygamberimiz Hz.
Muhammed'in (a.s.m.) dini ve dâveti umumidir. Hitabı, bütün insanlığadır. Diğer
Peygamberler gibi bir kavme, bir kabileye, bir millete veya bir bölgeye münhasır
değildir.
Cenâb-ı Hak, bir çok âyet-i kerimede bu hususu beyan buyurmuştur:
"De ki: Ey insanlar! Ben sizin hepinize, göklerin ve yerin sahibi olan Allah'ın
gönderdiği peygamberim..."259
Buna binâen Peygamber Efendimizin dâveti elbette yalnız bazı Arap kabilelerine,
bir takım insanlara ve belli bölgelere münhasır kalamazdı. Bütün insanlığa bu
imân ve İslâm dâveti sesinin duyrulması gerekiyordu.
Bunun için, Hudeybiye Sulhü sonrası en müsait bir zamandı. Zira, anlaşma
gereğince 10 yıl harp yapılmayacaktı.
Hicretin 7. senesi, Muharrem ayı idi. Peygamber Efendimiz, birgün Ashab-ı Kiramı
toplayarak şöyle buyurdu:
"Allah, beni bütün insanlara rahmet olarak gönderdi. İslâmı yayma hususunda bana
yardımcı olun! Havarilerin Meryem oğlu İsâ'ya muhâlefetleri gibi, siz de bana
karşı muhalefette bulunmayın!"
Sahabîler, "Yâ Resûlallah! Havariler, Hz. İsa'ya (a.s.) nasıl muhalefet
etmişlerdi?" diye sordular.
Resûl-i Ekrem şöyle izah etti:"Benim sizi dâvet ettiğim vazifeye, o da
Havarilerini dâvet etmişti. Ancak onun yakın yere gönderdiği kimseler isteyerek
gidip selâmete eriştiler. Uzak yere göndermek istedikleri kimseler ise,
gitmekten kaçındılar. İsâ (a.s.), bu durumu Allah'a arzetti ve şikâyette
bulundu.
"Gitmeye üşenenlerin her biri, gönderilecekleri milletlerin dillerini konuşur
oldukları halde sabahladılar. İsâ (a.s.), onlara, 'Bu, Allah'ın sizin için
kesinleştirdiği, ve ehemmiyet verdiği bir iştir. Haydi gidiniz!' demişti. Onlar
da gitmişlerdi!"260
Bunun üzerine Sahabîler, "Yâ Resûlallah," dediler, "biz sana bu hususta yârdımcı
olacağız, Bizi arzu ettiğin yere gönder" dediler.261
Kim Nereye Ve Kime Gönderildi?
Bunun üzerine Resûl-i Kibriyâ Efendimiz, İslâma dâvet maksadıyla Ashabından:
1) Dihyetü'1-Kelbî'yi Rum Kayseri* Heraklius'a,
2) Amr bin Ümeyye ed-Demri'yi, Habeş Necaşîsi Ashame'ye,
3) Abdullah bin Huzâfe'yi İran Kisrâsı Hüsrev Perviz'e,
4) Hanb bin Ebî Beltâa'yı Mısır Firavunu Mukavkıs'a,
5) Salit bin Amr'ı, Yemâme Valisi Havza bin Ali'ye,
6) Şuca' bin Vehb'i Gassân Meliki Münzir bin Hâris bin Ebî Şemir'e gönderdi.262
Gönderilen elçinin hepsi de gönderildikleri memleketlerin dillerini
biliyorlardı. Peygamber Efendimiz, bu elçilerine, mezkur hükümdarlara verilmek
üzere birer mektup da yazarak teslim etti.
Mektupları yazdığı sırada, Sahabîler hükümdarların mühürsüz mektup
okumadıklarını bildirince Resûl-i Ekrem Efendimiz, gümüşten bir mühür üzerine
alt alta gelmek suretiyle şu şekilde imzasını da yazdırdı:
"Allah
"Resûl
"Muhammed"263
Kâinatın Efendisi bu yüzüğünü vefâtına kadar takmıştır. Vefâtından sonra
sırasıyla, Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer ve Hz. Osman takmışlardır. Günün birinde Hz.
Osman'ın elinden Eris Kuyusuna düşerek kaybolmuştur. Kuyunun Bütün suyu
çektirildiği halde, bir türlü bulunamamıştır.264
259. Araf Sûresi, 158. Konu ile ilgili olarak diğer âyetler için bkz.: Nisâ
Sûresi, 79,170,174; Tevbe Sûresi, 33; Sebe' Sûresi, 28; Hacc Sûresi, 67; Ahzab
Sûresi, 40.
260. Sîre, 4:254.
261. İbn-i Kesîr, Sîre, 3:507.
* O zamanlar Rum (Bizans) devirt başkanına Kayser, İran Şahına Kisnjt, Mısır
devlet başkanına Firavun, Yaman hükümdarına Tubbâ, Habeş hükümdarına ise Necaşî
denilmekteydi,
262. Sîre, 4:254; Tabakât, 1:258; Ensab, 1:531; Taberî, 3:84; İbn-i Kesir, Sîre,
3:343.
263. Tabakât, 1:258.
264. Buharî, 7:54; Müslim, 3:1658.
Kainat' ın Efendisi (ASM)