PEYGAMBERİMİZİN, EV HALKINI MEKKE'DEN GETİRTMESİ
Medine'ye hicret eden Peygamberimiz, hanımı Hz. Sevde, kızları
Ümmü Gülsüm, Fâtıma ve Zeynep ile nişanlısı Hz. Aişe'yi Mekke'de bırakmak
zorunda kalmıştı.
Mescid-i Nebevî inşâ edilip bittiğinde Hâne-i Saâdet yapılınca, onları getirmek
üzere Zeyd bin Hârise ile Ebû Rafi' Hazretlerini Mekke'ye gönderdi.
Bu iki Sahabî Mekke'ye giderek adı zikredilenleri alıp Medine'ye getirdiler.
Sadece, Hz. Zeyneb'i henüz Müslüman olmayan kocası müsâade etmediğinden
getiremediler. Fakat, bir müddet sonra o da Medine'ye hicret etmiştir. Kocası da
daha sonra Müslüman olmuştur.
Medine'ye gelenlerden Peygamberimizin ev halkı kendi odalarına, Hz. Âişe ise
babasının evine indi.426
Hz. Âişe'nin Düğünü
Resûl-i Ekrem, Hz. Âişe ile Mekke'de nikâhlanmıştı. Fakat düğün tehir edilmişti.
Medine'ye gelinince hicretin birinci yılı Şevvâl ayında düğünleri yapıldı.427
Peygamber Efendimiz o sırada 55 yaşında idi.
Cahiliyye Devrinde iki bayram arasında nikâh kıyma uğursuz sayılırdı. Resûl-ü
Ekrem Efendimiz Şevvâl ayında Hz. Âişe ile evlenmekle bu yersiz itikadı ortadan
kaldırdı. Efendimizin bu hareketi üzerine aynı ayda başka nikâhlar da kıyıldı.Şu
da var ki, Peygamber Efendimizin "İki bayram arasında nikâh kıyılmaz" hâdisleri
halk arasında yanlış anlaşılmıştır. Bundan kasıt şudur: Bayram Cuma gününe
rastgelirse, Bayram namazı ile Cuma namazı arasında nikâh kıymak münasib olmaz.
Çünkü, Bayram gününün telâşesi pek fazladır. Nikâhı bu telâşelerle birlikte
Bayram namazı ile Cuma namazı arasındaki kısa zamana sıkıştırmak pek uygun
olmaz. Ancak, bunu yaptığı takdirde, şahıs herhangi bir haram da işlemiş
sayılmaz.
Hz. Âişe'nin Resûl-i Ekrem yanında diğer hanımlarından farklı bir yeri vardı.
Amr bin Âs bir gün, "Yâ Resûlallah, halkın sana en sevgili olanı kimdir?" diye
sordu. Resûl-i Ekrem, "Âişe" diye cevap verdi. "Ya erkeklerden, yâ Resûlallah?"
diye sorusunu tekrarlayınca da Efendimiz, "Âişe'nin babası"428 buyurdular.
Hz. Âişe, ince bir kavrayış melekesine ve kuvvetli bir zekâya sahipti. Kısa
zamanda Hz. Resûlullahtan birçok hadis ezberledi, bir çok İslâmi hüküm öğrendi.
Bununla Ashâb-ı Güzîn arasında mümtaz bir mevkie yükseldi. Rivâyet ettiği hadis
sayısı 2210'dur. Bir çok Sahabî, Peygamberimizin çeşitli meseleler hakkındaki
tatbikatını ve İslâmi hükümleri ondan sorarak öğreniyorlardı.
Resûl-i Ekrem Efendimiz, "Dininizin yarısını bu humeyrâ kadından [Hz. Âişe]
öğreniniz" buyurmasıyla, Hz. Âişe'nin ilmî ehliyetini tebâruz ettirmiştir.
Ebû Musâ el-Eşârî'nin şu itirafı da aynı noktaya parmak basmaktadır:
"Biz Resûlullahın Ashâbı, bir hadis-i şerifi anlamakta güçlük çektiğimiz zaman
Âişe'den sorardık. Zirâ, hadis ilminin kendisinde mevcut olduğunu görürdük."429
Hz. Âişe Vâlidemizin fıkıh ilmindeki derinliği İslâm hukukuna büyük faydalar
sağlamıştır. Kadınlarla ilgili birçok meselenin kaynağını o teşkil etmiştir.
Günümüz Müslüman kadınının hedefi, Hz. Âişe'ye her haliyle benzemeye çalışmak
olmalıdır.
426. Tabakât, 8/62
427. A.g.e., 8/58
428. A.g.e., s.67
429. A.g.e., s.67