HZ. ABDULLAH'IN EVLENMESİ
Hz. Abdullah, gün
geçtikçe, gönülleri etrafında pervane gibi döndürüyordu. Fakat, o dönen
pervanelerin hiçbirine iltifat etmiyor, iffet ve namusunu ter temiz koruyordu.
Çok sevdiği oğlunun evlenme çağına geldiğini gören Abdülmuttalib, bir an evvel
onu mes'ud bir yuvaya kavuşturmak istiyordu. Ancak, ona her yönüyle denk birini
bulmak gerekiyordu.
Abdülmuttalib, bunu bulmada gecikmedi. Benî Zühre kabilesinin büyüğü Vehb bin
Abd-i Menâf'ın yanına vararak, kızı Âmine'yi oğlu Abdullah'a istediğini söyledi.
Vehb, teklifi memnuniyet ve sevinçle karşıladı. Sonra da şöyle konuştu:
"Ey amcamoğlu! Biz bu teklifi sizden önce aldık. Âmine'nin annesi, geçenlerde
bir rü'yâ görmüştü. Anlattığına göre, evimize bir nur girmiş. Aydınlığı yerleri
ve gökleri tutmuş. Ben de bu gece rüyâmda, dedemiz İbrahim'i (a.s.) gördüm.
Bana, 'Abdülmuttalib'in oğlu Abdullah'la kızın Amine'nin nikâhlarını ben kıydım.
Sen de onu kabul et' dedi. Bugün sabahtan beri bu rüyânın tesiri altındaydım.
'Acaba ne zaman gelecekler?' diye kendi kendime sorup duruyordum."
Bunları
duyan Abdülmuttalib sevincinden,
"Allahü ekber, Allahü ekber!" diyerek
tekbir getirdi.
Vehb'in kızı Âmine hem güzellik, hem ahlâk,
hem de nesep itibariyle Kureyş kızları
arasında en yüksek mevkie sahipti. Her
hususta Abdullah'a denkti ve henüz 14
yaşlarında bulunuyordu. Abdullah ise bu
sırada 24 yaşlarında idi. Kısa zamanda düğün
yapıldı ve Kâinatın Efendisini dünyaya
getirecek mes'ud âile yuvası kuruldu. 16
Evliliklerinin üzerinden henüz birkaç hafta
geçmişti ki, birçok kimsenin fark ettiği
garip bir durum oldu. Hz. Abdullah'ın
yüzündeki nur, Hz. Âmine'nin alnında
parlamaya başladı. Demek ki, artık Hazret-i
Âmine, Kâinatın Efendisine hamile idi.
16. Sîre, 1/167; Tabakât, 1/94