Allah Azze ve CELLE

“Artık ‘kötülüğü örgütleyip düzenleyenler’, Allah’ın, kendilerini yerin dibine geçirmeyeceğinden veya şuuruna varamayacakları yerden azabın gelmeyeceğinden emin midirler? (Nahl Suresi, 45)

 

Allah'ı(cc) kim yarattı?" -haşa- Sorusunun Cevabı ve İncelemesi

Bu soru aslında aklın belli sınırlar içinde düşünmek durumunda olduğu dikkate alınca kendiliğinden açıklığa kavuşmuş oluyor. Yine de akıl kendini ve yönettiği varlığı tanıyarak ve olduğu gibi kabul ederek cevabın bir ucundan tutabilir...

1- Biz sebep-sonuç kanunundan (her şeyin bir sebeb sonucunda oluştuğu) bağımsız düşünemiyoruz ya da bu olmadan bazı olguları kavramakta güçlük çekebiliyoruz. Allah'ı da (cc) bir sonuç gibi algılarsak, bir sebep arama durumu hasıl oluyor. Halbuki bu kanunu yaratan Allah'ın (cc) bizzat kendisidir. Yani eğer bir şey illa bir sebebe bağlı kalmak zorundaysa (buna nedensellik prensibi de deniyor) böyle bir kanunu evrenle birlikte yaratan da Allah'tır(cc). Dolayısıyla O (cc) böyle bir kanuna bağlı değildir, bu kanundan münezzehtir. Yaratanın yarattığı kanuna boyun eğdiği nasıl düşünülebilir? Bir kurgulu oyuncak yapımcısı hareket etmek için kurulmak zorunda mıdır? Öyleyse Allahü Teala (cc) da böyle bir kanundan münezzehtir. Kaldı ki bu sebep-sonuç zinciri kanaatimce yavaş yavaş sorgulanmaya başlıyor.(1)

Sebepler ise zincirleme uzayıp gidemez, bir yerde tıkanır. Bir tren düşünelim, her vagon bir öndeki vagona bağlıdır; ama lokomotife gelindiğinde "onu kim çekiyor?" diye sorulmaz. Onun hareketi kendi yapısından kaynaklanır. Eğer bu örnekte lokomotifin hareketi yaktığı kömüre verilse mantık hatası yapılmış olur, zira burada söz konusu olan her vagonun bir öndeki vagona bağlı olması ve bunun böyle sürüp gidemeyeceği gerçeğidir. Yok eğer kömürdendir dense bile, şu soru akla gelir: "Kömür nerdendir?" Kendi içindeki moleküllerden... Moleküller nerden? Müteşekkil oldukları atomlardan. Atomlar ise daha küçük parçacıklardan. "Bunun böyle uzayıp gitmesine ihtimal vermek ve eşyanın bu yolla izah edileceğine inanmak bir aldanma ve muğalatadır. Hele, bir yerde, bunun karşısına anti-madde, anti-atomla çıkılıyor ve metafizik, fiziğe galebe çalıyorsa... Ve hele, ilk ve son bütün sebepler fevkalade ahenk içinde birer kanun, birer me'mur gibi hareket ediyorlarsa!.." (2) İşte, böyle bir meseleyi mümkün görmek "yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan?" bahsine girer ki, bu da muğalatadır(yanıltıcı için söz söyleme). "Bunlardan tavuk veya yumurtayı, Kudreti Sonsuz, Ezeli bir Zata vereceğiniz ana kadar, iddialar hep mesnetsiz sayılır. Aksine, bunlar varlığı kendinden olan Yüce Yaratıcıya isnad edilince mesele birden aydınlığa kavuşur"(3)Başka bir örnek verelim; mesela arka ayakları olmayan bir sandalye başka bir ayaksız sandalyeye dayanıyor, o da aynı şekilde bir başkasına ve bu böyle sürüp gidiyor. Eğer hepsinin gelip dayandığı bir arka ayaklı sandalye olmazsa soru kendi içinde çıkmaza düşer, zira ilk sandalyenin ve sondan bir önceki sandalyenin arka ayaklı bir sandalye olmadan ayakta durması muhaldir(imkansız, olması mümkün olmayan), böyle bir durumda bütün sandalyeler pat(!) diye yere düşer. Mahlukat da aynen böyledir; böyle bir soru sormak baştan arka ayaklı sandalyenin varlığını kabul ettiğimizi, etmemiz gerektiğini gösterir. Öbür türlü sandalyeler ayakta duramaz, böyle bir soru da sorulamaz. Teselsülün (zincirleme, ard arda gelme) batıl olduğuna dair birçok örnek verilebilir. "Bir nefer emri onbaşıdan, o da yüzbaşıdan ve nihayet başkumandan da padişahtan alır. 'Ya padişah kimden emir alıyor?' şeklinde bir soru sorulamaz. Zira padişah da birinden emir alsa, o da raiyyet derecesine iner ve emir aldığı zat padişah olur. Bu halde birinci şahıs padişah değildir ki: 'Padişah kimden emir alıyor?' diye bir soru sorulabilsin. Padişah denilince, emir veren, fakat emir almayan bir zat akla gelir." (4) İşte padişahın kendisine has özellikleri vardır, onun birisinden emir aldığı düşünülemez. Aynen öyle de Allah'ın (cc) kendisine hususiyetleri vardır, O'nun(cc )birisi tarafından yaratılmış olması düşünülemez, aksi takdirde iş teselsüle düşer; "teselsül ise bütün selim akılların ittifakı ile muhaldir" (5), keza bu hususu yukarıda da belirttik.

Bizim bağlı olduğumuz (ya da bağlı olduğumuzu düşündüğümüz) sebebiyet kanunundan Allah(cc) münezzehtir, O(cc) müsebbib-ül esbabtır(Bütün sebeplerin yaratıcısı Allah ). Allah'ın varlığını da sebebiyet kanunun içinde tasavvur etmeye çalışmak şuna benzer: Bir zemberekli oyuncak vardır. Bütün sistemini zenberekle hareket ediyor görür de, bundan başkasını -daha önce görmediği, bilmediği için- kafası almaz. Onu yapanın da kurulup çalıştığını zanneder.

2- Bir diğer mesele ise yine zihnin olguları kendi ölçülerine göre değerlendirmesi ile ilgilidir. Aklımızdan bugüne kadar yaşadığımız bütün olayları geçirelim ve sonra dönüp bakalım: Hangisini zamanı işin içine sokmadan düşünebildik? Cevap zannediyorum "HİÇBİRİSİNİ" olur. Hepsinde zaman vardı, zaman arka planda yer tutuyordu. İşte olayları zamandan bağımsız ele almak zihnin kolay kolay başaramayacağı bir şey. Öncelik ve sonralık (Allah'a bir yaratıcı isnad edersek O'nun sonradan yaratıldığını -haşa- düşünmüş oluruz.) ancak zamanın olduğu yerde mevzubahistir. Bir şeyin öncesinin olması için belli bir zaman süreçi olması gerekir.Hatta zamanın bilinç ile birlikte mi bile var olduğu meçhuldur. Kabul gören ve saygın bir yeri olan Ana Britannica Ansiklopedisi'nin
ifadesi içinde "Zaman ile bilinç arasındaki ilişkinin değerlendirilmesinde en önemli sorun, zamanın (ya da onun bazı özelliklerinin) ne ölçüde bilinçli yaratıkların varlığına bağlı olduğudur. Bilincin yokluğunda bile olguların, 'önce' ve 'sonra' sözcükleriyle betimlenebilecek bir sırayla ortaya çıktığı görüşü sağduyuya uygun gelebilir, ama bunun doğru olup olmadığı belli değildir."(7) Yani bu konu bile henüz ihtilaflıdır, bu zemine bazı şeyleri mahkum etmek sakat bir sonuç doğurabilir. Allah (cc) ise zamanı bizzat kendisi yaratmıştır; öyleyse O'nun için öncelik ve sonralık kavramları kullanılamaz, zira esbabta ve mekanda da olamayacağı gibi burda da Allah'ın (cc) yarattığı şeye(öncesi olmak) boyun eğmesi düşünülemez."...'Asır,
sene,gün,dün,bugün,yarın...' ancak mahlukat için söz konusudur."
(8); zamanın olmadığı yerde bunlar da olmaz. "Ünlü Amerikalı astrofizikçi Hugh Ross bu gerçegi söyle açiklar: 'Eğer zaman ve madde, patlamayla birlikte ortaya çıkmışsa, o zaman evreni meydana getiren nedenin, evrendeki zaman ve mekandan tamamen bağımsız olması gerekir. Bu bize Yaratıcı'nın evrendeki tüm boyutların üzerinde olduğunu gösterir. Aynı zamanda Yaratıcı'nın bazılarının savunduğu gibi evrenin kendisi olmadığını ve evreni kapladığını, sadece evrenin içindeki bir güç olmadığını kanıtlar."(9)

İşte, insan maddiyatta muhtaç olduğu şeyleri (hava,su,yemek) nasıl kabul etmek durumundaysa, aynı şekilde fikir planında mahkum olduğu(bunu kalp gözüyle aşmak mümkün) zaman, yer, mekan, sebebler,vasıtalargibi şeylerden Allah(cc) tamamen münezzehtir, nasıl ki yemeğe olan ihtiyaçtan münezzeh. Bunu kabul eden, Allah'ın (cc) zamandan ve esbabtan münezzeh olması rahatça kabul edebilir diye düşünüyorum. Şu fıkrayı dikkatlice okursak mesele daha iyi anlaşılabilir: "İnsan, anlama aleti olan aklını itiraz aletini tevehhüm ederek, her anlamadığı şeye itiraz etse veya kabul etmese hiçbir şey öğrenemez. Kendi cinsinden olan bir fizik aliminin yazdığı eseri anlamayan insan, bu eserdeki ilmi inkar edemiyor. Etse divaneliğini ilan etmiş olacaktır. Buna divanelik denirse, Cenab-ı Hakk'ın şuunatından [işler,haller] aklının ermediği mes'elelere hemen itiraz parmağını uzatan kimsenin hali, ne ile tasvir edilecektir?" (10) Bu konuda bir fıkra daha: "...Akıl da bir terazi Onunla manaları tartar, hakikatları görmeye çalışırız. Manalar kapasiteyi aşıyorsa, akıl ya hiç vazife yapamaz veya yanılır. Hakikatler uzak ve yüksek ise, akıl gözü görmez olur. Bozulması, hassasiyetini kaybetmesi de mümkün."(11) Evet, kolumuzla nasıl belli bir ağırlığa kadar yük kaldırabiliyorsak, gözümüzle nasıl belli bir yere kadar görebiliyorsak aklın da yapabildikleri belli bir noktada tıkanır.Sonsuzluğu da mesela kavrayamayız;ama vardır, sayılarda olduğu gibi.

"Bu sorunun kaynağında, bir ölçüde insanın Allah'ı kendisine kıyas etmesi gibi bir yanlışlık da bulunmaktadır. Oysa aynı cinsten olanlar birbirleriylekarşılaştırılabilirler.Farklı şeyler ise karşılaştıralamazlar.Hele arada Yaratıcılık ve yaratıklık gibi sonsuz bir fark bulunsa, karşılaştırılmaları hiç mümkün değildir." (12) Bir heykel şüphesiz ki ustasından daha mahir olamaz.Şimdi de materyalistlerin bu soruyu sorup belki de bilmeden nasıl bir mantık çıkmazına, tenakuzuna düştüklerini irdeleyelim. Öncelikle bunu soran bir materyalist şu soruya cevap verebilmelidir: "Sonsuzun sonunda ne var?" (13) Sonsuzun sonu yoktur, dolayısıyla soru çelişkilidir. Aynı mantıkla hareket edildiğinde "Allah'ı (cc) kim yarattı?" diye sormak "ezelinin başında ne var?" diye sormak olur. Dolayısıyla aslında bu meselenin kavranması iyi niyetli bir materyalist için çok zor olmamalı.

Tabii, bir de madde meselesi var. Bunu soran materyalist bir kimseye şu soruyu da sormak icap eder: "Her şey maddeden hasıl olduğunu söylüyorsunuz. Peki maddeyi kim yarattı?" (Burda aynı mantık var) Eğer cevap "madde ezeliydi, kimse yaratmadı" olursa şu soru akla gelir: "Madem madde ezeliydi, maddenin ezeli olduğunu bu kadar kabul ediyorsunuz da; aynı noktadan hareketle Allah'ın(cc) ezeli olduğunu nasıl idrak edemiyorsunuz?" Burada yapılan şey Allah'ın(cc) sıfatlarını alıp maddeye isnad etmektir. Sonuç olarak mesele herhalde bir materyalist açısından bunun anlaşılmaması olmamalıdır(belki bazı kimselere göre de bu değildir gerçekten). Bunu anlamayan, maddenin ezeli olduğunu hiç kabul edemez. Maddenin ezeliyetini tasavvur edebilmek ilmin de ışığında Allah'ın(cc) ezeliyetini kabul edebilmekten çok daha zordur, zira materyalizmin zayıf temellere oturmuş kaleleri 20. yy'da modern bilim ile birlikte kökünden sarsılmıştır. Yine Ana Britannica'dan iki cümle aktarıyorum: "Öte yandan Olguculuğun derinlemesine eleştirilmesinin de katkısıyla Maddeci felsefe köklü bir biçimde sorgulanmaya başladı." (14) ve diğeri: "Fizikteki gelişmeler nedeniyle madde kavramı gittikçe daha az açıklayıcı ve anlaşılır olmaya başladı" (15) Evet, daha az açıklayıcı oldu, çünkü her şeyi madde ile açıklamaya çalışmak insanı bazı şeylere gözünü kapamaya zorlar. Maddenin ezeliyeti fikri ayrıca Big-Bang ile yara almıştır.1933 Nobel Ödülüne ortak olan, kuvantum mekaniğinde önemli bir rol oynayan ünlü fizikçi Erwin Schrödinger (16) 'e uğrayalım bir. Sene 1943, "Şu bir gerçektir ki, tek bir çark dişi -siz isterseniz bir kapı menteşesi deyin- kaba bir insan yapısı değil, ama ancak Rabbimizin mükemmel bir şaheseridir " (17) "NASA'nın Goddard Uzay Araştırmaları Enstitüsü Direktörü Robert Jastrow, God and the Astronomers'ında (Allah ve Astronomlar) bazı inkarcı astronom, fizikçi, kozmolog, kimyacı v.s'ler 'Garip bir şekilde buna karşı çıktılar. Kızdılar, anlamsız ifadelerle üstüne sünger çektiler, ama' der, 'bilim, Big Bang teorisiyle dünyanın ezeli olması gereken bir Gücün eseri olarak meydana geldiğini ispatladı.' Paul Davies'in [Superforce yazarı fizikçi] yorumu da şöyledir: 'Artık kainatın başlangıcını tam bir yokluğa, tam bir hiçliğe komşu edebiliyoruz. Hiçbir bilimsel problem, her şeyin bu hiçlikten nasıl meydana geldiği sorusu kadar temel olabilir mi? Bu kainattan münezzeh (yaratık olmayan) Biri olmaksızın gerçekleşebilir mi? ' Davies, 'Çağımızın en önemli keşfi, yaşadığımız kainatın ezeliyyen var olmadığı gerçeğidir' der ve kendi sorusunu cevaplandırır:
'Dolayısıyla, bilim, 'Kainat nasıl var oldu? Nasıl böyle, bu haliyle yaratıldı?' gibi, bu zamana kadar karşılaşmadığı dev sorularla yüzyüze geldi. Asırlarca insanlık yokluktan hiçbir şey meydana gelmez sanmıştı. Ama bugün her şeyin bir hiçlikten meydana geldiğini biliyoruz. Big Bang, yalnızca İlahi bir veri, sebep-sonuç zincirinin işlemediği bir olay olarak anlaşılabilir."(18) Bu konu derince işlenebilecek bir konu. Size bu konuda söylenmiş birkaç pırlanta söz daha takdim ederek şimdilik bu kadarla iktifa ediyorum: "Oysa ki, sebeplerin teselsülünde bir esas olan maddenin bir başlangıcının bulunması bugün hemen herkes tarafından bilinip kabul edilen bir mevzudur. Elektronların hareketi, çekirdek fiziğindeki sır, devamlı radyasyon neşreden güneşteki esrarlı işleyiş ve termodinamik kanunun kainat çağındaki geçerliliği, her şeyin bir sonu olacağına dair yıldızlar cesametinde ve güneşler parlaklığında binbir mesajdır. Sonu olan her şeyin bir başlangıcının bulunması ise, üzerinde münakaşa yapılmayacak kadar açık ve bedihidir(19)... Evet madde bugün var ise de, bir kısım pozitif neticelerin ışığı altında, başkalaşmaya doğru gittiğinden kimsenin kuşkusu yoktur." (20)

Dipnotlar:
1- Zafer Bilim Araştırma Dergisi (Temmuz 2002; sayı: 307, yıl:26). Dergiden konuyla ilgili birkaç örnek: "Timothy Ferris'in 'kainatın sınırını arayışı' anlatan The Red Limit'te yazdığı gibi, 'ancak gördüğünü kabul etme ve sebep-sonuç zinciri kavramları çökmüştür.'-s.11--...David Bohm 'Kuantum mekaniği, birbirinden çok uzak şeylerin sebep-sonuç zinciri olmaksızın birbirine bağlandığını ortaya çıkarmıştır. Her şey her şeyle bağlıdır.' diye özetler. Aynı hüküm, benzer ifadelerle John. A. Wheeler'ın da dilindedir[kuantum fiziğinin yaşayan en büyük ismi olarak bilindiği yazıyor dergide -s.12-]: 'Kuantum teorisi gösteriyor ki, her şey her şeyle bağlıdır. -s.13- ' " Ayrıntılı bilgi için lütfen dergiye bakınız.
2- Asrın Getirdiği Tereddütler 1 (M. Fethullah Gülen- T.Ö.V. Yayınları, 13. baskı) s.13
3- a.g.e. s.13
4- Nasıl Aldanıyorlar? (Mehmed Kırkıncı- EKEV Yayınları; Erzurum- Aralık, 2000; 7.Baskı) s.100
5- a.g.e. s.99
6- Asrın Getirdiği Tereddütler 1 (M. Fethullah Gülen- T.Ö.V. Yayınları, 13. baskı) kitabından kelimenin manası alınmıştır (s.39)
7- AnaBritannica Genel Kültür Ansiklopedisi Cilt 22 -1986,1987,1988,1989,1990- Baskı: Ana Yayıncılık A.Ş. s.527
8- Nasıl Aldanıyorlar? (Mehmed Kırkıncı- EKEV Yayınları; Erzurum- Aralık, 2000; 7.Baskı) s.101
9- http://www.harunyahya.org http://www.harunyahya.org/Makaleler/bingbang.html
10- Nükteler (Mehmed Kırkıncı- EKEV Yayınları; Erzurum- 2000; 15.Baskı) s.88
11- İnanca Tuzak kuran Sorular ve Cevapları-3 (Zafer- Araştırma Grubu; Zafer Yayınları . Gerçeğe Doğru Kitapları-25, Mart 1993 -İST) s.46
12- İlimlerin Diliyle Allah-Saban Döğen-Gençlik Yayinlari(9.Baski,Eylül 2000)-Montaj,Baski ve Cilt:Bayrak Matbaasi Sayfa: 218 [Yazının akisi içinde söz konusu kısım biraz degistirilerek aktarilmistir]
13- Turan Dursun ve Din (Bahaettin Sağlam, İsmail Acarkan -Kavram Yayıncılık; İstanbul, 199; İlaveli 3. Baskı) s.316
14- AnaBritannica Genel Kültür Ansiklopedisi Cilt 15 -1986,1987,1988,1989- Baskı: Ana Yayıncılık A.Ş. s.123
15- a.g.e. s.123
16- AnaBritannica Genel Kültür Ansiklopedisi Cilt 19 -1986,1987,1988,1989, 1990- Baskı: Ana Yayıncılık A.Ş. s. 170 . Bu bilgi için İlgili cildin, ilgili sayfasındaki "Schrödinger, Erwin" isimli maddeden istifade edilmiştir.
17- Zafer Bilim Araştırma Dergisi (Temmuz 2002; sayı: 307, yıl:26) s.9
18- a.g.e. s.11
19- Asrın Getirdiği Tereddütler 1 (M. Fethullah Gülen- T.Ö.V. Yayınları, 13. baskı) s.37
20- a.g.e. s.38

Genel olarak istifade edilen kaynaklar:
1- Küçük Lugat (Ömer Sevinçgül- Zafer Yayınları) ->Parantez içindeki kelime açıklamalarının hepsi (6. dipnot dışında) bu eserden alınmıştır
2- Hakikat Güneşi (Vehbi Yıldız- Nil Yayınları; İzmir-1996; 3. Baskı)
3- Hikmet Pırıltıları (Mehmed Kırkıncı- EKEV Yayınları; Erzurum-2000; 6.Baskı)
4- Gençliğin İmanını Sorularla Çaldılar (Emine Şenlikoğlu- Mektup Yayınları; Mayıs-1993; 57. Baskı )
5- Şüpheler Üzerine (Safvet Senih- T.Ö.V. Yayınları; İzmir- 1993)
6-AnaBritannica Genel Kültür Ansiklopedisi Cilt 5 -1986,1987- Baskı: Güzel Sanatlar Matbaası A.Ş. "Büyük Patlama Modeli" maddesi s.205
7- Asrın Getirdiği Tereddütler 1 (M. Fethullah Gülen- T.Ö.V. Yayınları, 13. baskı) s. 31-39
8- Zafer Bilim Araştırma Dergisi (Temmuz 2002; sayı: 307, yıl:26) s. 8-16
9- İlimlerin Diliyle Allah-Şaban Döğen-Gençlik Yayınları (9.Baskı,Eylül 2000)-Montaj,Baskı ve Cilt:Bayrak Matbaası Sayfa: 212-223
10- Nasıl Aldanıyorlar? (Mehmed Kırkıncı- EKEV Yayınları; Erzurum- Aralık, 2000; 7.Baskı) s. 64-78; s. 97-102
11- Turan Dursun ve Din (Bahaettin Sağlam, İsmail Acarkan -Kavram Yayıncılık; İstanbul, 1991; İlaveli 3.Baskı) s.316-319
12- Nükteler (Mehmed Kırkıncı- EKEV Yayınları; Erzurum- 2000- 15. Baskı) s.88
13- İnanca Tuzak Kuran Sorular ve Cevapları-3 (Zafer- Araştırma Grubu; Zafer Yayınları . Gerçeğe Doğru Kitapları-25, Mart 1993 -İST) s.46
14- Zaman Gazetesi (15 Temmuz 2002, Pazartesi; sayı:13503) s.12 - "Yaratılış Tezi" başlıklı yazı (Fizik Yüksek Mühendisi Taşkın Tuna) Yorum Köşesi
15- http://ihsangunden.sitemynet.com/ http://ihsangunden.sitemynet.com/var.htm
16- http://www.harunyahya.org/ http://www.harunyahya.org/Makaleler/bingbang.html
17- AnaBritannica Genel Kültür Ansiklopedisi Cilt 19 -1986,1987,1988,1989, 1990- Baskı: Ana Yayıncılık A.Ş. "Schrödinger, Erwin" isimli madde ; s. 170
18- AnaBritannica Genel Kültür Ansiklopedisi Cilt 22 -1986,1987,1988,1989,1990- Baskı: Ana Yayıncılık A.Ş. "Zaman" ve "Zaman Algısı" maddeleri s.527, s.528
19- AnaBritannica Genel Kültür Ansiklopedisi Cilt 15 -1986,1987,1988,1989- Baskı: Ana Yayıncılık A.Ş. "Maddecilik" isimli madde s.122,123


 

Bu yazı Cevaplar.org Web sitesinden bilgi amaçlı alınmıştır.